Üye Girişi






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Ziyaretçi Ülkeleri

Total Top 5
 73 % Turkey
 17 % Germany
 5 % United States
 < 1.0 % United Kingdom
 < 1.0 % France

TRT1 Radyosu

Piyasa Bilgileri

Anket

12 Eylül'deki Referandumda Hangi Oyu Kullanacaksınız?
 

Tevfik Kara

ANALİZ
Orada Bir Köy Var Uzakta
Diğer Yazıları
ANALİZ

Nermin Yılmaz Budak

KADINCA
GÖZLEM
Diğer Yazılar
KADINCA

S. Zeynep Alaşalvar

GURBET DOSTLARI
Hadi kendimiz olalım. Kendimiz gibi davranalım.
Diğer Yazıları
GURBET DOSTLARI

Nuran Efil (Memiç)

HOŞ SADA
Her şeyden önce insan olabilmek
Diğer Yazıları
HOŞ SADA

Özlem ÖNAL

ÖZLEMCE
Türkiye de Kadın Olmak
Diğer Yazıları
ÖZLEMCE

Adnan Karaarslan

BAKIŞ AÇISI
Telovole Kültürü!!!
Diğer Yazıları
BAKIŞ AÇISI

Adil TORUN

YazıYORUM
BURASI TİREBOLU MU?..
Diğer Yazıları
YazıYORUM

Dr. Ömer Er Derbeder

Sünnet Olayı
Diğer Yazıları
Dr. Ömer Er Derbeder

OKUYUCU MEKTUPLARI

OKUYUCU MEKTUPLARI
Sevgili Peygamberim - Ecem Budak Yazıyor
Diğer Yazılar
OKUYUCU MEKTUPLARI

BASINDAN SEÇMELER

BASINDAN SEÇMELER
Canikli Ne Kadar Giresunlu?
Diğer Yazılar
BASINDAN SEÇMELER

Günlük Gazeteler




Çevrimiçi Olanlar

Şuanda 1 misafir bağlı

İstatistik

mod_vvisit_counterBu Gün138
mod_vvisit_counterDün321
mod_vvisit_counterBu Hafta799
mod_vvisit_counterBu Ay2299
mod_vvisit_counterToplam129372
ARSLANCIK'IN KURTULUŞ REÇETESİ Yazdır E-posta
Yazar Administrator   
Pazar, 04 Şubat 2007

Başka bir  ARSLANCIK YOK!!

Sevgili hemşehrilerim

Mesafe olarak belki köyümden çoook uzaklardayım ancak ruh olarak hep köyümle iç içeyim. Zaten biz ayrılmadık ki! Zaman zaman düşünüyorum; “Acaba Arslancık nasıl kurtulur? Nasıl tekrar cıvıl cıvıl insan kaynar?  Acaba nasıl belediyelik olur? Ekonomik olarak köye ve köylümüze  nasıl bir canlılık getirebiliriz?” Ancak isterseniz önce ders almak amacıyla geçmişin muhasebesini yapalım. Hangi fırsatları yakalamışız ve değerlendirememişiz! Sonra da bugün itibariyle neler yapılabilir? Kurtuluş reçetesi nasıl olmalıdır?

 

KAÇAN FIRSATLAR

Köyümüz Tirebolu’nun en eski ve en kalabalık köyüdür. Son 100 yıllık süreci irdelediğimizde şu fırsatların değerlendirilemediğini üzülerek görüyoruz.

<!--[if !supportLists]-->1)      <!--[endif]-->Köyümüze 1940 ve 50’li yıllar arasında Cumartesi günleri “Pazar” kurulmuş ancak bir süre sonra  ticari açıdan canlılık getirecek bu güzel alış-veriş platformu iptal edilmiş. Eğer bu Pazar bugün faaliyette olsaydı iddia ediyorum Arslancık İLÇE konumundaydı. Acaba neden Pazar statüsü korunmamış?

<!--[if !supportLists]-->2)      <!--[endif]-->Köyümüze bir “”karakol” kurulmuş ancak bir süre sonra buda İPTAL edilmiş! Neden merak ettiniz mi? Yada sebeplerini biliyormusunuz?

<!--[if !supportLists]-->3)      <!--[endif]-->Halı fabrikası kurulup bir süre çalıştırılmış ancak kısa bir süre sonra işletmeci PES etmiş ve köyümüz kaderiyle başbaşa bırakılmıştır. Oysa işletmeci PES ettiyse köylü elbirliğiyle hisse almak kaydıyla bunu yürütebilirdi. Hem hisseleri dahilinde “kar” alabileceklerdi hem de  bu işletmede kendi çocuklarına istihdam açacaklardı. Ama olmamış!

<!--[if !supportLists]-->4)      <!--[endif]--> Son olarak Köylü eski “Harşit Yolu” olarak bilinen yoluna sahip çıkamamıştır. Evet politik oyunlarla yol karşı taraftan geçirilmiştir ancak biz acaba gerekli çalışmayı yapabildik mi?  Yoksa “yol vermem!” “dozerin önüne yatarım. Beni ezmeden geçemezsiniz” gibi kısır çekişmelerele yolu biz mi karşı tarafa kaçırdık acaba? Eğer bu yol şu anda Arslancık’ın içinden geçiyor olsaydı iddia ediyorum şu anda belediyesi olan bir Belde’ydik!

Evet kaçan BALIK BÜYÜK OLUYOR! İsterseniz birde bugünden itibaren neler yapılabilir? Çözüm yolları nelerdir? Bunları gözden geçirelim.

Sıkı durun bana göre bu bir REÇETE’dir. Ancak bu şekilde DÜZLÜĞE çıkabiliriz. “Hadi bizden geçti!” demeyin! Sizden geçtiyse gelecek nesilleri düşünün! Bu REÇETE aynen korunsun demiyorum. Biraz daha ilave yapılıp-genişletilebilinir.

 

ÇÖZÜM YOLLARI

<!--[if !supportLists]-->1)      <!--[endif]-->KONUT: Öncelikle gerek yurtiçi gerekse yurtdışındaki gurbetçilerimizin geriye dönüşünü sağlamalıyız. En azından tatillerini Köyümüzde geçirmelerini önermeliyiz. Bunun içinde köye KONUT yapmalarını önermeliyiz. Bilhassa da Köyün merkezine bir şehir görünümü kazandırmalıyız. Köy merkezine bir şehir veya belde görünümü (zaten öyle de yeterli değil) kazandırmalıyız. Ki gelecek 10 yıl içinde Belediyelik olma şansını yakalayalım.

 

<!--[if !supportLists]-->2)      <!--[endif]-->BELEDİYE: 70’li yılların başında köyümüzün 400  hane olduğu söyleniyordu. Şu anda ben 600 olduğunu tahmin ediyorum. 600 haneyi 5 nüfus ile çarparsanız 3 bin kişi yapar. Buda BELEDİYE’lik olmak için yeterlidir. (Gerekirse Köseler, Halaçlı ve Fatih köylerini de bünyemize alabiliriz) Ancak bu akşamdan-sabaha olacak birşey değildir. Alt yapı çalışması yapılmalıdır.

Bir belediye kuruluşunu düşünün! 10 çalışanı olsa. 50 kişilik bir nüfusu geçindirecek bir GÜÇ oluşur. Keza Belediyelik statüsünün getireceği bir ekonomik ve siyasi güçte vardır.

 

<!--[if !supportLists]-->3)      <!--[endif]-->ÇAKIL OCAKLARI: Çakıl ocaklarının çevreye verdiği zararları daha önceki yazılarımda açıklamıştım. Madem çakıl ocakları bugün var! Şöyle bir girişimde bulunabilir. Çakıl ocakları Arslancık’a gelmiş! Tirebolu’da, Giresun’da ve Ankara’da gerekli girişimler yapılarak (imza kampanyası) başlatılmalı. Arslancık sınırları içindeki (Pıldıriç değirmeni- Köseler Köyü’nden itibaren) çakıl ocaklarının faaliyetlerinin durdurulması TALEP edilmeli. Bunun yerine bu işletmeyi KÖYLÜ kendisi hisse alarak veya kooperatif sistemiyle yapmalıdır. Hem köylü kazanacak hemde kendi insanına istihdam sağlayacaktır. Sorun bakalım dere içindeki işletmelerin sahiplerinin Trabzon kökenli olduğunu görürsünüz. Biz Giresun’luyuz ancak adam kalkıyor Trabzon’dan bizim deremizin ürünlerinden faydalanıyor.

 

<!--[if !supportLists]-->4)      <!--[endif]-->KÖYDE Kİ MEMURUN İKAMETİ: Malumunuz köyümüzde 8 yıllık İlköğretim okulu, Sağlık Ocağı ve Tarım Kredi Kooperatifi var. Burada çalışan öğretmen, sağlık personeli ve memurlar önceleri (70’li yıllarda) köyde ikamet ediyordu. Ya şimdi öylemi? Düşünün bu saydığım kurumlarda çalışan 20 kişi olsa. Bunu 4 veya 5’le çarpın ne yapar? 100 kişi. Köye ve esnafa ekonomik bir canlılık gelir. Çalışan memur veya öğretmenin köye dönüşünü sağlamalıyız. Adamın evi boş duruyor ama yerleşmek isteyene kiraya vermiyor? Neymiş yazın AMELE yatıracak mış! Böyle bir mantık olurmu? Hatta boş duran bu daireler veya evler hiç kira ücreti almaksızın verilmeli.

Bırakın yabancıya ev vermeyi kendi insanına bile  1 ay için ev vermedi  bazı hemşehrilerimiz. (Fındık zamanı oldu bu olay. İsmi bende saklı)  Kimseyi köyde ikamet etmesi için zorlayamayız ancak birebir konuşarak KÖYE DÖNÜŞÜ sağlayabiliriz. Köyün kendi insanı bile Tirebolu’da kalıyor! Daha bu köy kalkınır mı hiç?

 

<!--[if !supportLists]-->5)      <!--[endif]-->YOL ve KÖPRÜ: Çakıl ocaklarına taktım galiba! Aslında HAYIR! Ancak çevreye zararlarını önlemeliyiz. Madem işletilecek  o zaman bunun KAYMAĞINI da biz yemeliyiz. Çakıl ocaklarının verdiği zararlardan dolayı yol kullanılmaz halde. Yazın tatile gittiğimde 5. ayda   yolun gelişi güzel astfaltlanma yapıldığını söylemişlerdi. Temmuz’un sonuna kadar oradaydım. Bir ay içinde yapılan asfalt patladı. 30 tonluk kamyonlara o basit asfaltlanma dayanır mı? Dayanmaz! Ya bu yola sık sık bakım yapılmalı yada Arslancık’a  bir araç geçebilecek kadar bir KÖPRÜ yapılmalıdır. Çakıl ocakları işletmeleri para kazanacak derken  o dere içinin insanı YOL gibi bir ihtiyaçtan mahrum edilmemelidir.

Acaba bu kamyonlar neden karşı taraftan gitmiyor? Çünkü o zaman oranın yolu DEFORME olacak ta ondan! Yetkili makamlardan çözüm bekliyoruz. Bunun içinde Körliman ile Arslancık arasındaki köylerin muhtarlarının işbirliği ŞART!  Sürekli diyalog halinde olmalıdırlar. Çünkü sorun bizim ortak sorunumuz.

 

 

<!--[if !supportLists]-->6)      <!--[endif]-->ESNAF: Düşündünüz mü hiç? Arslancık’ta neden hala bir FIRIN YOK? Ekmek Tirebolu’dan geliyor. Köylü kendi fırınını açmalı. Fırını kim çalıştıracak? BİZ! Kimin insanı kazanacak? BİZİM! O yüzden alış-verişlerimizi de mümkün mertebe köyde yapmalıyız. Bizim insanımız kazanırsa, KÖY kazanmış olur. Komşumuzun veya arkadaşımızın kazanmasından, zenginliğinden ürkmemeliyiz. Bilakis destek olmalıyız.

<!--[if !supportLists]-->7)      <!--[endif]-->KÖY ODASI: Köyümüze bir konuk gelse misafir edecek bir yerimiz YOK! O yüzden İçinde misafirhanesi, muhtar odası, gençlik odası ve kütüphanesi olan bir yere ihtiyacımız var. Bu neresi olabilir? Değirmenin yanındaki eski  ortaokul’dan daha ideal yer olamaz! Mutlaka değerlendirmeliyiz.

<!--[if !supportLists]-->8)      <!--[endif]-->YATIRIM: Bizim köy kadar tembel bir köy köy göremedim! Cuma günleri eline çantasını kapan Tirebolu’ya koşuyor. Bizim insanımız oradan alacağı temel gıda maddelerinin haricindeki sebze-meyveyi kendisi yetiştiremiyor mu? Köylü seracılık ve diğer konularda eğitilmelidir. Para dışarıya verilmemeli, köyde kalmalıdır. Hatta seracılık vasıtasıyla köye para girişi sağlanmalıdır.

 

<!--[if !supportLists]-->9)      <!--[endif]-->BALIKÇILIK ve ARICILIK: Köyümüzün yanı başından Harşit akıyor ama biz görmüyoruz galiba! Bu değerlendirilmelidir. O koskoca düzlük arazi balık yetiştiriciliğinde kullanıla bilinir. Tabi bu konuda da seminerler düzenlenip insanımız eğitilmelidir. Bunun için de kooperatifçilik örneği yapılabilinir. Buradan üretilen balıkları pazarlayabiliriz. Keza arıcılık ta öyle.

 

 

<!--[if !supportLists]-->10)   <!--[endif]-->ÖRGÜTLENMEK: Köylümüz bir dernek kurularak örgütlenmeli (merkezi Arslancık’ta olmalı)  ve bilir kişiler tarafından projeler üretilerek, plan-proğram dahilinde kaynak sağlanıp  yatırıma teşvik edilmelidir. Kaynak için köylüden faydalandığı gibi, gurbetçilerden de gücünün yettiğince bağış toplanmalıdır. Ancak toplanan maddi kaynak YATIRIMA DÖNÜŞTÜRÜLMELİDİR. Buda kurulacak  dernek vasıtasıyla mümkündür.

 

HERŞEY DEVLET’ten beklenmemeli! Yukarıda yıllardan beri düşündüğüm projelerimi açıkladım. Belki bazılarınız dudak bükecek ve beğenmeyecek! “Sen kimsinde bize akıl veriyorsun?” diye söylenecekler. Bunu şimdiden duyar gibiyim. Ancak burada önemli olan bu projenin; senin veya benim tarafımdan gelmesi değildir. Önemli olan bunları elbirliğiyle hayata geçirmemizdir. ÇÜNKÜ sonunda hepimiz yani ARSLANCIK kazanacaktır.

Yoksa bizler yukarıda yazdığım “Halı fabrikası, Pazar ve Karakol) gibi şeyleri daha çok kaybederiz. En önemliside YILLARI. Zira KAYBOLAN YILLAR bir daha geriye gelmiyor.

Sonuç olarak bizden söylemesi. Sadece söylemekle kalmayacağım. Destek te veriyorum fakat DESTEK te bekliyorum. Çünkü BAŞKA ARSLANCIK YOK!

Bizim toplumuzda “DOĞRU KONUŞANI 9 KÖYDEN KOVARLARMIŞ” Ancak benim gidecek başka KÖYÜM YOK! Zira ARLANCIK  BENİM İÇİN 10. ve SON KÖY!

Sürçü lisan eylediysek AFFOLA.

Not: Saat gecenin 03.00 ile 05.00’i

 

 

 

Son Güncelleme ( Cumartesi, 07 Şubat 2009 )
 
< Önceki   Sonraki >