| Türkiye de Kadın Olmak |
|
|
| Yazar Administrator | |
| Pazartesi, 08 Mart 2010 | |
|
Dünya’da ve Türkiye ‘de kadın olmak 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜNDE hatırlanmak, kadın sorunlarını, kadının toplum içindeki yerini, sosyal statüsünü, değerini, haklarını bir hafta kadar tartışmak önemsenmek ve ardından yine unutulmak mı demek? Aklıma ilk gelen cümleyi yazdım yazıma başlarken. Belki de Türkiye de kadın olmanın ne olduğunu iyi bilen bir TÜRK KADINI da ben olduğum içindir. Aslında insanın kadın – erkek kimliğinden önce insan kimliği ile ele alınması gerektiğini düşünür, savunurum. Fakat konu biz kadınlar olunca kadınca yazmak gerekecek birazda. Gelelim asıl konuya; Nasıl bir şey kadın olmak? Toplumsal değerleri, inançları gittikçe bozulan sarsılan bir Türkiye Cumhuriyetinde yaşamak zaten zor iken bir de kadınsanız üzerinizdeki yük çok daha ağır demektir. 21. yy da neredeyse Mars’a Jüpiter’e tatil planları yapılıyorken halen berdel, başlık parası, töre cinayeti başlıklarıyla zavallı kadınların haberleriyle dolup taşan medyamız, arşivlerdeki dosyalara her gün onlarca benzer hukuki vakanın eklendiği adliyelerimiz her şeyi anlatıyor belki de. Kadının, ticaret aracı gibi görüldüğü bir devirde, oto lastiğinden, banka reklâmlarına en dikkat çekici, tabiri caizse OBJE yine kadınlar ne yazık ki… Birleşmiş Milletler tarafından yapılan bir araştırmaya göre; 1. Dünyadaki işlerin %66’sı kadınlar tarafından görülüyor. 2. Buna karşın kadınlar dünyadaki toplam gelirin ancak %10’una sahipler. 3. Dünya’daki mal varlığının ise % 1’ine sahipler. 4. Başka bir değişle dünyadaki işlerin % 34’ü erkekler tarafından görülüyor ama erkekler dünyadaki toplam gelirin % 90’ına ve toplam mal varlığının % 99’una sahipler. Türkiye’den Rakamlar ( Milliyet, 8 Mart 2001) 1. Şehirlerde evli kadınların % 18’i, köylerde de % 76’sı eşleri tarafından dövülüyor. 2. Kadınların % 57,7’si evliliklerinin ilk gününde şiddetle karşılaşıyor. 3. Aile içi suçların % 90’ını kadına karşı işlenen suçlar oluşturuyor. Yılın sadece bir günü biz kadınları hatırlamak, bizlerin aile ve toplum üzerindeki değerlerini ön plana çıkarmakla, hak ettiğimiz kazanımlar ödenmiş olmaz. Eşitlikten söz ediliyorsa bunu uygulamalarda görmek istiyoruz. Örneğin, siyaset, idare ve toplumun diğer alanlarında, kadınlara gereken fırsatlar verilmemiştir. Kadın haklarını, insan haklarından ayrı tutmak mümkün değildir. Kadın hakları ile savunulan bizlerin ayrıcalıklı haklara sahip olması değil, sadece İNSAN olduğumuz için her yerde ve herkes için geçerli haklara sahip olmasıdır. Kadınların eğitim, sağlık, siyaset ve toplumun her alanında, özgür ve aktif olarak görev almalarına fırsat verilmelidir. "Kadınlarımız için asıl mücadele alanı, asıl zafer kazanılması gereken alan biçim ve kılıkta başarıdan çok, ışıkla, bilgi ve kültürle, gerçek faziletle süslenip, donanmaktır. Ben muhterem hanımlarımızın Avrupa kadınlarının aşağısında kalmayacak, aksine pek çok yönden onların üstüne çıkacak şekilde ışıkla, bilgi ve kültürle donanacaklarından asla şüphe etmeyen ve buna kesinlikle emin olanlardanım." (M. Kemal ATATÜRK) Biz kadınların toplumda hak ettiği yere geldiği, CİNSEL OBJE değil beyin ve yürekten ibaret, nesne değil İNSAN olduğumuzun anlaşıldığı , istismarların, saygısızlıkların, ikinci sınıf vatandaş muamelesinin bittiği, eğitimli, kendi değerinin farkında, kişilikli, bilgili ATATÜRK’ ÜN izinde olanlarımızın sayılarının çoğaldığı DÜNYA KADINLAR GÜNLERİNİ DE KUTLAYABİLMEK DİLEĞİ İLE.... HEPİMİZİN KADINLAR GÜNÜ KUTLU, GÜNÜMÜZ BİR DEĞİL HER GÜN OLSUN... |
| Sonraki > |
|---|

































