| Her insan eşitmidir? |
|
|
| Yazar Administrator | ||||||
| Pazartesi, 08 Mart 2010 | ||||||
|
Bu soruyu çok sordum kendime, evet her insan eşit düşer anne rahmine evet her insan eşit doğar,dokuz ay kalır annesinin karnında evet her insan aynı doğum yolları ile gelir dünya'ya ama işte burada başlar eşitsizlik. Doğuncaya kadar herkes eşittir,sadece minicik bir bedenle gelinir.Her bebek doğduğunda ağlar.Kimse anlamaz ama kaderine ağlar aslında, bilmediği, bilse, aslında hiç istemeyeceği kaderinedir bu ağlaması, belkide isyanı. Dünya' ya geldikten sonra kimi ipek kundaklarla sarmalanır sıcacık yuvalarda;kimi bir çaput parçasına sarılır ıslak nemli odalarda, belki de karanlık bir sokakta.Kimi için şölenler düzenlenir iyi’ki doğdun diye,kimi için pişmanlıklar dile gelir keşke doğmasaydın diye. Hani tüm insanlar eşitti.? Şartlar eşit değil dediğinizi duyar gibiyim,evet doğru. Hayat bir çemberden ibarettir ve bu çemberin içerisinde döner durur insan kimi tutunacak bir yer bulmuştur kendine düşmeden döner kimi tutunmaya çalıştıkça itilir,tutunacak bir karış yer çok görülür, tutunamaz savrulur,düşe kalka dönmeye çalışır,çünkü bir mecburiyeti vardır.Ömrünü tüketmek için gelmiştir yaşamak zorundadır, kimin umurunda bu ömür nasıl tükenir.? Her sekiz mart geldiğinde bu güne ait bir yazı yazmak gelir içimden. Ama o günlerde o kadar çok şey söylenir ve yazılır ki onlardan etkilenmemek mümkün olmadığını düşünerek yazıyı sonraya ertelerim. Sakin bir zamanda yazmak isterim. Herkesin bildiği bir şeydir,devletin bazı değerlere sahip çıkarak sahiplenen sivil toplum örgütlerinin ve insanların elinden alarak içini boşaltması. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü de bunlardan birisi. Atatürk Türk Kadının dünyaya çok yanlış bir biçimde tanıtıldığını ve bunun ivedilikle değiştirilmesi gerektiğini savunuyordu. Kadının toplumda eşit koşullarda yer almasının önemini şöyle vurgulamıştır: Toplum kadın ve erkekten oluşur; mümkün mü ki bir cismin yarısını zincirle toprağa bağlayıp diğer yarısını göklere yükseltelim. İlerleme adımları beraber atılmalı, birlikte yol alınmalıdır. Bir toplum yalnız bir cinsinin yenilenmesi ile yetinirse güçsüz kalır. Başarısızlığımızın nedenlerinden biri de kadınlara olan ilgisizliğimizden doğmaktadır. İlim ve tekniği hem hem erkek hem kadın aynı derecede öğrenmeleri gerekir. Yeryüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir. Bu görüşlerin hiçbiri tarihte hiçbir devlet adamı tarafından dile getirilmemiştir. Evrensel bir lider olan Atatürk’ün bu düşüncesini Çanakkale Savaşı’nda ölen yabancı askerlerin annelerine yazdığı satırlarda da görülmektedir. Uzak diyarlardan evlatlarını savaşa gönderen analar; gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızda huzur içindedirler. Onlar bu topraklarda canlarını verdikten sonra bizim evlatlarımız olmuşlardır. Kadına saygının en büyük nedeni ana olmasından kaynaklanır. Ana toprağını milletini severse onu evladına da aşılar. Atatürk milletleri millet yapanın kadınlar olduğunu vurgulamış, kadınlara düşen en önemli görevin bu ülkeyi çocuklarıyla onarmak olduğunu belirtmiştir. Türk Medeni Kanunu hazırlatarak eyleme geçiren Atatürk Türk Kadını’nı evinin tek kadını yaparak çok eşliliği yasaklamıştır. Bu yasanın hazırlanmasında Türk Kadınlar Birliği Başkanı Nezihe Muhittin’in projeye katkıları büyüktür. Temmuz 1922 de Milli Eğitim Şurası'nı toplanarak eğitim reformunu karara bağlar. Kız ve erkek çocukların birlikte eşit eğitim görmeleri yasallaşır.(1924)Atatürk bu yasaları koyu bir taassup ortamında büyük mücadeleler vererek çıkartmıştır. Dünya Emekçi Kadınlar Günümüz ve yeni mücadele yılımız kutlu olsun! Favori olarak ekle (13) | Görüntüleme sayısı: 196
Yorum yaz
Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3 |
||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|



































