| İnsanlık Görevimiz |
|
|
| Yazar Administrator | |
| Cuma, 04 Aralık 2009 | |
|
Bu gece bıraktım seni… Bu gece inandım yokluğuna… Kabullenmek zorunda kaldım gittiğini... Kapatmıştım avuçlarımın içine, kilitlemiştim gönlümün en derin yerine… HOŞCAKAL… RAHAT UYU… Yaşadığımız müddetçe ölümleri, doğumları, hastalıkları hep göreceğiz. Ve kabullenmeyi öğreneceğiz. Dinimizde ölüm bir son değil, aksine bir başlangıçtır. Buda bize sevdiklerimizden ayrıldığımızda bir umut, bir sabır veriyor. Bir masal anlatmak istiyorum size… Masal diyorum; masal olduğuna inanmak istiyorum. Hayır!.. Hayır anlatmayayım en iyisi. Bu yazıyı okuyanlar ne masalı anlatacağımı anlamışlardır. Bu ne kü lkedisinin masalı, nede rapunzelin… Bu gerçek hayatta yaşanmış, zavallı bir masal bence. Zavallı diyorum çünkü masalın kahramanları zavallı... Ne kadar acımasızdır kötü karakterler masallarda… Neden masal diyoruz ki her birine? Hiç mi yaşanmıyor günümüzde, nereye kadar inciltebiliriz insanları? Bunun bir sınırı yok mu? Bu kadar yalan bu kadar iftira nereye? Hangi toprak kabul edecek biz fanileri bu kadar malzemeyle? Geçmişte firavunlar mallarıyla, altınlarıyla gömülürlermiş. Bizlere hangi piramit yetecek! Yada gücümüz olacak mı piramit inşa etmeye… Altınlarımız için değil elbette; bilerek bilmeyerek yada bilmek istemeyerek yaptığımız kötülükler için… Kozasından çıkmış ipekböceği misali, kelebek olarak bir günümüzü yaşamaya çalışıyoruz. Bu bir günde neden huzursuz ederiz ki insanları? Neden burnumuzu sokarız ki her şeye? Ne kazancımız olacak bu kadar yalanla, bu kadar dedikoduyla… Acısı olan insan, yaralı insandır. Hataya meyilli insandır. Yaptığı yanlış varsa görmemezlikten gelinir, hoş görülür. Ama bizim toplumumuzda bu tam tersi olur. Aksine bu tür insanlar hata yapsa da seyretsek diye bakılır. Her şeyi didikleyip kendilerine oyalanacak malzeme ararlar. Daha da öteye giderek acılı insanların arasına nifak sokarlar. Yazık çok yazık!.. Bazen insanlık görevlerimizi unutuyoruz sanırım. Gözümüzü, kulağımızı ve dilimizi yanlış işlerde kullanıyoruz. Bizlere getirisinin neler olacağını düşünmeden hareket etmek bir insanın, bir müslümanın yapacağı şeyler değildir. Biz memleket satılıyor, bölünüyor buna üzülürken, buna çare ararken baksanıza insanlarımız nelerle uğraşıyor. Çok boş işler bunlar. İnsanlarımızın bir kısmı o kadar boş ki, kendi yalanlarına bin yalan ekleyip sonra kendi şaşırıp kalıyor. Hey!.. . Uyan memleket elden gidiyor… Sen komşunu, akrabanı, yeğenini konuşacağına gözünü aç! Tepende ne çatın kalacak, nede oturduğun minderin… Sonra Almanyalara, Amerikalara sığınmaya kalkarsın… Bizler acılarımızı bir şekilde yaşar iyi, kötü kavga dövüş hallederiz. Sonrada hayat mücadelesine devam ederiz. Sizin gibiler ise, sadece bizim gibilerin yaptığı küçük olaylarla, küçük sözlerle oyalanırsınız.! Kolay gele sizlere!.. Unutmayın, bu tip insanlara konuşacak malzeme her zaman vardır. Yeter ki içi nefret, kıskançlık ve kötülük dolu olsun… ALLAH AFFETSİN ONLARI!..
|
| < Önceki | Sonraki > |
|---|

































