|
Sayfa 1 Toplam: 9 EKONOMİK DURUM
TARIM:
Arslancık Köyündeki ekonomik durum incelendiğinde, yöre halkının başlıca geçim kaynağı diğer yerleşim merkezlerinde olduğu gibi FINDIK’çılıktır. Doğu Karadeniz yöresindeki en lezzetli ve ince kabuklu fındığın Tirebolu-Arslancık civarında yetiştiği iddia edilmektedir. Köyde hemen hemen herkesin geçimini sağlayacak kadar fındık mahsulü olmaktadır. Ancak nüfusun artmasıyla kişi başına düşen dönüm miktarıda azaldığı için yöre halkı yurtdışında ve yurt içinde gurbetçiliğe yönelmiştir. Yurtdışında Almanya, Hollanda, Belçika, Avusturya ve Amerika’da Arslancık’lı gurbetçilerimiz vardır. Yurtiçindeki gurbetçilerimizin ağırlık noktası ise başta Bursa, İstanbul ve İzmit’tir. Fındıkçılığın haricinde köyümüzde bilhassa da Henkioğlu mahallesi ve civarında çay üreticiliği de yapılmaktadır. Köyümüzün toprağı çok bereketli olmasına rağmen, ahali sebze-meyve yetiştiriciliğine pek rağbet etmiyor. Cuma günleri eline çantasını kapan Tirebolu’daki pazara koşuyor. Oysa Arslancık’ın toprağında ne ekilirse, o biter. Köylünün hemen hemen yarısına yakın bir kısmı kendi ihtiyacı için mısır, patates, soğan, biber, patlıcan, domates vb. Gibi sebze yetiştirmektedir. Ziraatçiler tarafından köyümüz insanı sera yetiştiriciliğine teşvik edilmeli ve bu yönde eğitilmelidir.
HAYVANCILIK:
Köyümüzde hayvancılıkla uğraşanların sayısı hızla azalmaktadır. 70’li yıllarda küçükbaş hayvancılığı yapan 4-5 aile vardı. Şu anda sadece koca köye tek aile küçükbaş hayvan yetiştiriciliği yapıyor. Ancak köyümüzde her iki evden birisi kendi ihtiyacı için sığır beslemektedir.
Yine Ziraatçiler tarafından köyümüzde BÜYÜKBAŞ HAYVANCILIK, ARICILIK ve ALABALIK üreticiliği teşvik edilip, bu yönde eğitilmelidir. İnsanımız sadece fındığa bel bağlamamalıdır. Fındığın alternatifini bulmalıdır.
SANAYİ:
Arslancık köyüne1960 yıllarda bir halı fabrikası yapılmış. Yaklaşık bir yıl kadar çalıştırıldıktan sonra üretime son verilmiş. Bunun haricinde köyümüzdeki hemşehrilerimizin çalışabileceği bir yer bulunmamaktadır. Mevsimlik olarak Tirebolu’daki çay fabrikasında çalışanlar var. Tirebolu Çay fabrikasında çalıştıktan sonra emekli olan onlarca köylümüz vardır.
FINDIK TARİHİ
Fındık meyvesi çok eski devirlerde insanlar tarafından yenilmiş ve besin değeri takdir edilmiştir. Zaman zaman hükümdar sofralarına giren fındık meyveleri sonraları Akdeniz bölgesinde ticaretin artması ve genişlemesi ile bir servet ve bereket timsali halini almıştır.
Fındık dünya çapında yetiştirilme alanı bulmuş, rağbet görmüş bir üründür.
Tarımla uğraşan birçok küçük işletmeli ailelerin geçim kaynağı olmuştur. Daha sonraları yetiştirilme alanları genişletilerek ithalatta ve ihracatta yerini almıştır.
Fındık insan hayatına öyle bir yerleşmiştir ki geçmişten bugüne kadar edebiyatta, folklor de, sözlüklerde, seyahatnamelerde ve hatta tıp ta adından bahsettirmiştir. Böylelikle fındık insanlığın vazgeçilmez ürünlerinden biri olmuştur.
Çeşitli kaynaklardan yararlanılarak hazırlanan bu tezde, fındığın tarih boyunca gelişimini, türlerini ve dünyada ki üretim alanları hakkında geniş bilgiler verilmeye çalışılmıştır. Fındığın geçmişini zenginlikleri ortay koymak amaçlanmıştır.
GİRİŞ
Ülkemizde ekonomik, sosyal ve doğal kaynakların korunması yönünden önemli bir yere sahip olan fındık bitkisi; çiçekli bitkiler (spermatophyta=phanerogamae), kapalı tohumlular(Angiospermae) alt şubesi, iki çenekliler (Dicotyledonae) sınıfı, serbest taç yapraklılar (Choripetalae) alt sınıfı, mantolular grubunda, kayıngiller (Fagales) takımı, huşgiller (Betulaceae) Familyası fındıkgiller (Corylus) cinsi içinde yer almaktadır.
Fındığın Kuzey Yarım kürenin ılıman iklim kuşağını, Japoya’dan, Çin, Mançurya, Kafkasya, Türkiye, Avrupa ve Kuzey Amerika’ya kadar yabani formlar biçiminde kapladığı bilinmektedir. Kültür formlarını oluşturan en önemli türler ise Artvin’den Kırklareli’ne kadar uzanan Kuzey Anadolu Dağları ve Kuzey Geçit bölgelerinde yoğun olarak bulunmaktadır. Fındığın kültüre alınma tarihi 2500 yıl öncelerine kadar dayanmaktadır. Enophen İsa’dan önce 400 yıllarında Kuzey Anadolu’da Pontus Euxinus’da (Kerasus) (Giresun) Pontus Yemişi adını verdiği ufak bir meyveden bahsetmektedir. Bu kadar eski kültür izine rastlanması sonucu fındığın anavatanının yurdumuzun Karadeniz Bölgesi olduğu ve kültür fındığının dünyaya buradan yayıldığı kabul edilmektedir. Bu meyvenin 600 yıldan beri ticareti yapılmaktadır. Ülkemizde yetiştiriciliği yapılan 16 çeşit fındık mevcuttur. Buna ilave olarak Giresun’ da bulunan Fındık Araştırma Enstitüsünde 30 yıldan beri süregelen seleksiyon ve melezleme çalışmaları sonucunda ticari üretimi yapılabilecek 7 çeşit adayı daha geliştirmiştir.
Kültür fındığı, Kuzey Anadolu’dan, önce Yunanistan’a oradan da İtalya’ya götürülmüş, bu ülkede Avella şehri civarında yaygın olarak yetiştirilmeye başlanmış ve önemli türü olan Corylus Avellana L. adını bu yöreden almıştır. Sicilya ve İspanya'ya Araplar eli ile ulaşmış, Fransa’da çok yaygın zamanlara kadar önemli bir kültür bitkisi olarak ele alınmıştır. İngiltere ve Almanya’da çoğunluğunu Corylus Maxima Mill.’in oluşturduğu ve doğal flordan seçilmiş tipler büyük ilgi uyandırmıştır. ABD’de ise, fındık yetiştiriciliği son 70 yıl içinde gelişme göstermiş, güçlü araştırma ve geliştirme programları ile desteklenerek önemli bir sıçrama yapmıştır.
TARİH BOYUNCA FINDIK
1 – DÜNYA DİLLERİNDE FINDIK
Fındık kelimesi Türkçe olmamakla beraber Bundukdar gibi istilah şekilleri eski dilimize yerleşmiştir.
Fındık kelimesine dair, dünya sözlüklerinden elde edilebilen lengüistik bilgi sıra ile aşağı alınmıştır.
Fındık kelimesi ( Pontus Cevizi ) manasına gelen Yunanca Pontikon Karyon’dur. Rumcası : Leptokarion ( ince ceviz ) halk dilinde fındıktır. Ermenice : Kalin, Arnavutça Lajthi olarak kullanılır.
Botanikte Corlyus Avellane Pontika olan fındık kelimesini İranlılar bizden funduk, Araplarda Bunduk şeklinde almış olup Arapçada Elculuz olarakta kullanılır. Çince de Chen-tse yahut Chen-li, ilmi adı ( Corlyus heterophylla, Fısch ) dır.
Türkiye haricinde kalmış Türklerde fındık karşılığı olarak taklidi ses esasına dayanan çit kökünden gelme kelimelerle ifade olunur.
Kazan – Çitlevük
Kırım – Çetleük
Kumuk – Çertlevük
Türkiye Türkçe’sinde de Çitlembik şeklinde de kullanılır.
1 - 1 Fındığın Başlıca Avrupa Dillerindeki Karşılıkları :
Hint – Avrupa ana dilindeki itibari kökleri : Qos(e)lo (fındık yemişi; Lazd ( fındık fidanı )
Germenlerde; eski Nordca : Hasl
İsveç, Norveçce : Hassel
Eski Yüksek Almanca : Hasal
Almanca : Hassel, Hasselnuss
Anglosaksonca : Haesel
İngilizce : Hazel, Hazelnut
Felemenkçe : Hazelaar
Amerikanca : Filberts
Latinlerde :
Latince : Corulus, Corylus
Eski Fransızca da : Avelaine
Fransızca (küçük ceviz ) : Noisette
İtalyanca ( ,, ,, ) : Nucciola
İspanyolca : Avellana
Portekizce : Avella
Romence : Aluna
Güney Batı Avrupa’nın fındık yetiştirdiği yer İtalyanın Campanla bölgesinde bulunan Abella şehri idi, bundan ötürü bu yemişe de Abella Cevizi manasına olarak ( nux abellana ) denilirdi, sonraları bu Avellana olmuştur.
İslavlarda :
Müşterek kök orman manasına gelen les ile ifade olunur.
Rusça ( orman cevizi ) : Liesnoy oreh
Polonezce : Leszczyna
Çekçe : Liska
Sırp – Hırvatça : Leska
Bulgarca : Leşnik
Baltıklarda :
Eski Prusça : Laxde
Litvanca : Lazd’a
Letçe : Lagzds
Fince : Pahkina
Macarca : Mogyoro
1 – 2 Ferhengi pehlevi’de fındık :
İstimal edilmekte bulunan fındık kelimesinin pehlevi dilinde ki ( funduk ) yahut ( punduk ) ve Avestai ( benduk ) ve Sanskrit ( Beddük ) kelimesinin muarrabı olup, başı kapalı nesne manasını ifade eder.
Pehlevi’d N ve F – P okunur. Bu meyve İrandan, Arabistana götürülmüş olduğundan Arapçada G harfi K harfine tebdil edilmiştir. Pehlevi kitabının heşen babının 27 inci faslının 23 üncü fıkrasında fındık kelimesi: Ceviz, badem, nar, Hindistan cevizi, kestane, şam fıstığı ile birlikte gösterilmiştir.
1 –3 Kamusu Türki-de fındık:
Kamus-ul – alam müellifi Şemseddin Sami, ( 1318 – 1903 ) de İkdam gazetesi sahibi Ahmet Cevdet tarafından yayımlanan bu mükemmel eserin ikinci cilt 1006 ıncı sayfasında fındığa dair geniş izahat ve bilgi vardır.
Fındık: asıl Farisi olup Arabide de müstağmeldir. Çünkü Karadeniz’in Cenup sevahilinde kesretle hasıl olur, maruf meyve ki katı ve sert bir kabuk içinde yuvarlak ve müstatilce, yabani ve bostanisi vardır.
Fındık ağacı ; bu meyveyi veren ağaç ki pek büyük olmaz. Funduk : Arabi ; umumi kabul eden, han, misafirhane venedikten muarreb, ( Bındık ) dahi derler. Arabistan’a ibtida oradan giden tüfek manasına gelir.
1 – 4 Büyük Türk Lügatında fındık :
Trabzon’un eski valilerinden Kadir Paşanın ( 1843 –1902 ) oğlu Hüseyin Kazımın, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yayınlanan bu ünlü eserinin 3 üncü cilt, 662inci sayfasında :
“ Findik – fındık – Rumca , Karadeniz cevizi. En evvel Karadeniz sahillerinde ki memleketlerden getirilmiş olmak dolayısıyla maruf kabuklu meyve. ,Yuvarlak ve tombul, sivri taze, kuru, kan, kuyu fındığı, fındık içi, fındık kabuğu.
|